HEPİNİZ BİRER TURK BAYRAGISINIZ BAYRAGI LEKELEMEYİN, KİRLETMEYİN, YERE DUSURMEYİN


HEPİMİZ ALPARSLAN TÜRKEŞİN ASKERLERİYİZ

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


SEMBOLUMUZ BOZKURT

Tarih: 23:03, 12/11/2005

 

 

39 yılında Çin İmparatoru Tay-vy, yel götürmez ordusu ile Türkler'in üzerine yürüdü. Pek çok Türk'ü kılıçtan geçirdi.

Çinliler'in T'u-kü-e dedikleri, kendilerine Kök Türük (Göktürk) diyen boydan sadece 500 aile, Altay Dağları'na can atıp İmparator'un kılıcından kurtuldu.
Orada Ergenekon vadisine sığındı (Pien-i tien adlı Çin kroniğinin verdiği bu bilginin Fransızca'ya çevrilerek dünya ilim alemine tanıtılması: Stanislas Julien, Documents Historiques sur les Tou-kious (Turca), Journal Asiatique, Paris 1864, VI.Seri, c.III, s.348-9).

Göktürkler, çevresi dağlarla örtülü Ergenekon vadisinde 96 yıl kaldılar. Dağdaki demir madenini eriterek silahlandılar.
Çoğaldılar. Göktürkler'i Ergenekon'a getiren Mete soyundan Bilge Şad'ın oğlu Uluğ-Yabgu Tavu'nun oğlu Bumin Kağan, 535 yılında Göktürkler'i Ergenekon'dan çıkardı.Kendisinin Mete'nin meşru halefi ve bütün Türkler'in büyük hakanı olduğunu bildirdi. Japon Denizi ile Kırım arasında uzanan Göktürk imparatorluğunu kurdu (o zamana kadar Türk, Türkçe konuşan boylardan birinin adı idi, Göktürkler'den başlıyarak bütün Türkçe konuşan kavimlere Türk dendi).

Türkler'e Ergenekon cenderesinden cihana açılmak üzere çıkarken dağ geçitlerini göstererek rehberlik eden, Bumin Han'ın Bozkurt'u idi. Şükran olarak kurt başı, Göktürk bayrağının alemi yapıldı.

Artık bu özetten, Bozkurt'un Türk için ne idüğü anlaşılır.
Milli Mücadele'de Türk, Anadolu'ya kapatılarak ikinci bir Ergenekon'a mahkum edilmek istendi. Bu defa Türk'ü bu cendereden Mustafa Kemal Paşa çıkardı.
Atatürk'e Bozkurt dendi. Atatürk'ün emriyle posta pullarının ve banknotların üzerine ay-yıldız içinde büyük bir Bozkurt resmi kondu.

Gene Atatürk, Ratip Tahir'e Bozkurt'lu Ergenekon'dan çıkış tablosunu yaptırarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın girişine astırdı. Sonradan birtakım kansızlar, bu tabloyu indirtmişlerdir.

Gençliğin elinden milli sembollerini alırsanız Mao'nun, Lenin'in posterlerine mahkum edersiniz.

Milliyetçi Hareket Partisi'nin simgesi Osmanlı'dan alınma 3 hilal'dir.
Bozkurt, Adriyatik'ten Çin'e kadar bütün Türklüğün sembolüdür.

Gençler ! Bozkurt'a sahib çıkınız !

...ve dahi bu yoksul da der ki: Türk gençliği Bozkurt'a sahip çıkacak ve bütün milli değerlerini evren var oldukça yaşatacaktır !...

Yukarıdaki makale Dr.Yılmaz Öztuna'nın olup Türkiye gazetesinin 26 Nisan 1999 Pazartesi günkü baskısında yayınlanmıştır.

BOZKURT'UN YAPISI

Bozkurt, adını tüyünün boz (gri) olmasından alır.
Öteki kurt türleri arasında boz renkte olanlar bulunsa da Bozkurt, onlardan boy pos bakımından ayrılır.
Bozkurt, burnunun ucundan kuyruğunun sonuna dek yaklaşık 1.65 m boyundadır.Omuz başları yerden 0.80 m yüksekliktedir.
Başka kurt cinslerinde bu azamet yoktur.
Bozkurt'un ömrü ortalama olarak 15 yıldır.
2 yaşına değin yavru olan Bozkurt, 8-10 yaşlarından sonra yaşlı bozkurt olur. Bozkurt özgürlüğüne son derece düşkündür.
Onu bir hayvanat bahçesinde, kafes arkasında ya da bir sirkte maskaralık yaparken göremezsiniz.

GÖK BÖRÜ (KÖK BÖRİ):

Bir de Bozkurt ile aynı cüsse ve karakterde
olan ve adına Gökbörü denilen bir kurt vardır.
Gökbörü, Bozkurt'un tüyü gök renginde
(açık mavi) olanıdır.
Türk efsane ve destanlarına göre
Gökbörü, 100 yılda bir ya da iki kez görünür.
Oguz Kagan Destanı'ndaki kurt, işte bu gökbörülerden biridir.

DEDE KORKUT (KURT)

''... Kazan ... Kurd yüzü mubarekdür ! Kurd ilen bir haberleşeyim dedi. Görelim Hânım, ne haberleşti:

Karangu (karanlık) akşam olanda, günü doğan !

Kar ile yağmur yağanda, er gibi duran !

Kara koç atlar görende, kişneşdüren !

Kızıl deve gördüğünde, bozlaşduran !

Ağca koyun gördüğünde, kuyruk çarpıp kamçılayan !

Arkasını vurup, berk ağılın kapısını söken !

Karma ögeç (2 yaşında koyun) semizin alıp tutan !

Kanlı kuyruk üzüp, çap çap yutan !

Avazı, kaba köpeklere kavga salan !

Çakmaklıca çobanları, dünle (gece) koyturan (yürüten) !

Ordumun haberin bilir misin, degil (de) manga (bana) !

Kara başım kurban olsun, kurdum sana !''

KURT İLE KOYUN :

''... Semiz koyun, aruk (zayıf) toklu bayırda kalsa, kurt gelip yemez idi ! Karaça Çoban'ın sapanının korkusundan !...''

CENGİZ HAN'IN TÜRKLÜĞÜ

Cengiz Han'ın ırk kökeni hakkında yapılan incelemeler sonucu çeşitli görüşlere varılmıştır.Bu görüşlerin en geçerli olanına göre Cengiz Han, Türk'tür. Bunun kanıtları olarak şunlar gösterilebilir:

1. Cengiz Han, Moğolca ile birlikte Türkçe de konuşmakta idi.

2. Cengiz Han konuşmalarında kendini Türk olarak tanımlamıştır.

3. Cegiz Han'ın soyu Çinliler'ce ''Şa-To'' adı verilen Türkler'e dayanır ki bu Türkler, Kök-Türkler'in devamıdır.

4. Cengiz Han, (3. maddeye bağlı olarak) tıpkı Kök-Türk kaganları gibi kumral ve açık renk gözlüdür.

5. Efsaneler, Cengiz Han'ın soyunu (tıpkı Türkler'in Bozkurt Destanı'nda olduğu gibi) Bozkurt'a bağlar. Eğer Cengiz Han Moğol olsa idi efsaneler onun soyunu kurda değil köpeğe bağlardı; çünkü Moğol geleneğinde kurt değil köpek önemlidir ve Moğol kültüründe Cengiz Han'dan önce kurt önem taşımamaktadır.

6. Cengiz Han, bugünkü Afganistan'da kendisini ziyeret eden Kadı Vahideddin Fuşanci'ye ''Peygamberimiz Hz.Muhammed her şeyi önceden bilmiş diyorsunuz; acaba benim ortaya çıkışım için ne demiş ?'' diye somuş; kadı da ''Uturkû al-Turka mâ tarakûkum, yani Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayınız'' demiş olduğunu nakletmiş ve Cengiz Han da bunun çok bilgece bir söz olduğunu söyleyerek kendisinin Türk olduğunu belirtmiştir.

7. Bir Arap, Cengiz Han'ın oğlu Ögedey Kağan'a, babasını düşünde gördüğünü ve kendisine bir söz söylediğini naklettiğinde Ögedey Kağan ona ''Babam bunu sana hangi dille anlattı'' diye sormuş. O da Arapça anlattı deyince Ögedey, babasının Türkçe ve Moğolca'dan başka bir dil bilmediğini söylemiştir.

Sonuç olarak Cengiz Han, Türk soyundan gelir. Fakat Türk ve Moğollar'ca ortak olarak hükümdar kabul edilmiş ve saygı duyulmuş bir kişidir.

CESETLERİMİZİN
TÜRKLÜĞÜNÜN KANITI BOZKURT

1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nın yapılmasının en büyük nedeni, Rum militanların Türkler'e karşı yaptıkları mezalim ve katliamlardır. Rumlar, savunmasız ve silahsız Kıbrıslı Türkler'e, kuduz itler gibi saldırıyorlardı.
Gördükleri savunmasız Türkler'i (özellikle kadın ve çocukları) acımadan katlediyorlardı.
Rumlar birçok Türk yerleşme merkezine baskın düzenlediler. Baskına uğrayan yerlerden Atlılar, Muratağa ve Sandallar köylerinde, bozkurdun Türk kültüründeki önemini gözler önüne seren bir olay cereyan etmiştir.

Adı geçen Atlılar, Muratağa ve Sandallar köylerindeki Türk cesetleri tanınmaz durumdaydı.
Cesetlerin Türkler'e ait olup olmadığı belirlenemiyordu.
Birleşmiş Milletler'in yetkilileri, cesetler kısmen çürümüş ve bozulmuş olduğu için, sünnetli olmalarını Türk olmalarının kanıtı olarak kabul etmedi.
Ama çocuk cesetlerinin kemer tokalarında bozkurt tasviri vardı.
İşte bu bozkurtlu kemer tokalarını gören Birleşmiş Milletler'in yetkilileri hemen cesetlerin Türk cesedi olduğu raporunu verdiler.

Dikkat edin !
Bizim kanımızdan, kültürümüzden olmayan kişiler bile Türklüğün en büyük kanıtı olarak Bozkurt'u görüyorlar.
Sünnetli olmak bile Türklük için yeterli bir belirti sayılmazken Bozkurt, Türk olmanın birinci kanıtı derecesine yükseliyor.

Bozkurt, Türklüğün en başta gelen simgesidir.
Bu yüzyıllar önce de böyle idi, bugün de böyle.
Ancak, içimizde aydın geçinen birtakım şahsiyetler onu Türk kültür ve tarihinden silmeye çalışırken Avrupalı, Bozkurt'un Türk kültüründeki yerinin bilincinde olduğunu gösteriyor.
Aydın olmayan aydınlarımız bundan bir ders alabilse...

KANINA İSYAN ETME KÜÇÜĞÜM GÜN OLUR,
GENLERİN HESAP SORAR SENDEN

BOZKURT'UN TÖRESİ


Bozkurt, fevkalade töreli bir varlıktır. Bir Bozkurt ailesi, bir başka Bozkurt'un kendilerine katılma isteğini, birtakım sınavlar uygulayarak kabul eder. Yuvadan ayrılmak isteyen bir bozkurt, aileden izin almak zorundadır. Her Bozkurt ailesinin ve ortak hareketlere katılan bozkurtların bir başkanı vardır ve buna EKE adı verilir.

TÖREDEN AYRILAN BOZKURTLAR: Bazan, seyrek de olsa, Bozkurtlar'ın içinden töreyi hiçe sayarak ayrılanlar olabilir. Bu ayrılanlar, Bozkurt'un yalnız yaşayamama özelliğine uygun olarak Karakurt, Canavar gibi alt kurt cinslerinin, hatta çakal, tilki, köpek gibi hayvanların sürülerine karışırlar. Genelde böyle bir durumda o Bozkurt, yeni katıldığı bu alt düzeyden sürü içinde yüksek bir mevkide bulunur.

Bozkurt topluluğu dağda, ormanda, bozkırda zaman zaman alt tabaka sürüleri ile karşılaşırlar. Karşılaştıkları alt tabaka sürüde eğer bir bozkurt varsa, onu hemen hissederler. Yavru Bozkurtlar, kendilerinden olan bu yaratığın neden yabancı bir sürü içinde olduğunu anlayamazlar; hatta onu, hala kendi topluluklarının bir ferdi olarak algılarlar ve o bozkurdu kendi topluluklarına çağıran kimi sesler çıkarırlar. Bu sesler, bozkurtluk niteliğini yitirmiş olan yaratığa kıvanç verir. Öylesine gururlanır ki, içinde bulunduğu sürünün üyelerine, ne denli önemli bir yaratık olduğunu hareketleriyle anlatmak ister gibidir. Bazen geri dönmek ve Bozkurt sürüsüne yeniden katılmak ister. Ama yavru bozkurtları kandırabilse de, yetişkin ve yaşlı bozkurtları kandıramaz ve genelde sınavları geçemediği için de yuvaya geri dönemez.

YALNIZ BOZKURTLAR: Bozkurt topluluğundan ayrılıp da başka bir sürüye katılmayan, dağa çıkan Bozkurtlar ise sınavları başarıyla verirlerse, yeniden yuvaya kabul edilirler.

Oguz Türkleri'nin destani hikayeleri olan ve özgün adı ''KİTÂB-I DEDE KORKUT ALÂ LİSÂN-I TÂİFE-İ OĞUZAN'' olan Dede Korkut Kitabı'nda (Türkler'in hemen hemen tüm destanlarında olduğu gibi) kurt yer almaktadır. Dede Korkut Kİtabı'ndan kurt ile ilgili bölümlerin bazıları aşağıya alınmıştır:

KURT KÖKENİNDEN OLMA:

''... Azvay (azman ?) kurt enüği erkeğinden köküm var ! Ağca yünlü tümen (on bin) koyunun gezdürmeye !...''

BAYIRIN KURDUNA BENZEME:

''... Yengi (yeni) bayırın kurduna benzer idi yiğitlerim ! Yedi kişi ile kurulurdu, benim yayım !...''

ISSIZ YERİN KURDU GİBİ ULUMA:

''... Babası ile Yigenek, ... İki hasret birbirine buluştular ! Issız yerin kurdu gibi uluştular !...''

KURT YÜZÜNÜN MÜBAREK OLMASI:

CENGİZ HAN ve BOZKURT


''Moğollar'ın Gizli Tarihi'' adlı eski eser, Cengiz Han'ın soyu hakkında şunları söyler: ''Cengiz Han'ın kökeni, yücelerdeki göğün takdiri ile doğmuş ''Börteçine (Gökkurt, Bozkurt) idi.''

Bu açıkça, Türk Bozkurt Destanı'nın moğollaştırılmış halidir. Fakat burada önemli olan, Cengiz Han'ın tıpkı Eski Türk kaganları gibi, Bozkurt'a bağlanmak istenilmesidir. Türkler'de, önemli şahsiyetler ile Bozkurt arasında bir ilişki kurmak gelenektir. Ve bu gelenek Cengiz Han'la birlikte, Türkler'den Moğollar'a da sirayet etmiştir

 






ÜLKÜCÜ KİMDİR

Tarih: 23:03, 12/11/2005

Ülkücü Kimdir



 

ÜLKÜCÜ KİMDİR !
ÜLKÜCÜ :
İslâm’ı hayat nizamı olarak seçen, bu nizamı tavizsiz bir şekilde yaşamaya çalışandır.
Türk olmanın gururunu, İslâm fazileti ile bütünleştiren, Türk-İslâm ülküsünü yaşayandır.
Günü birlik siyasi menfaatleri aşarak, asırlar sonrasını görebilen ve asırlar sonrası için hazırlık yapan kimsedir.
Allah için seven, Allah için savaşan, Allah rızasına koşan, Allah nizamı için yanan, Allah için buğz eden kahramandır.
Rehberi iki cihan güneşi Hz. Muhammed (s.a.s.) ; kaynağı, ilhamı, düsturu Kuran olandır.
Semalarda dalga dalga yayılan ezan susmasın diyerek toprağın kara bağrına düşen candır.
Türk’ün töresini, Türk’ün ilini, İslâm la kaynaştıran Ahmet Yesevi Ocağında kaynayan, pişen, kavrulandır.
Bayrağa kan gerek, solmasın diye bayrak için dökülen kandır.
Liderine, ocağına, fikir sistemine bağlı tefrikaya çanak tutmayandır.
Kimi zaman Derviş Yunus, kimi zaman Yavuz, kimi zaman surlarda üç hilal elinde Ulubatlı Hasan’dır.
“Ben”i aşarak “biz”i hisseden, “biz” diyerek nefsini kör kuyulara çıkmamak üzere atandır.

Dağlarıyla, taşlarıyla, ırmaklarıyla, yollarıyla bir kara parçasını vatan yapandır.
Türklük deyince 300 milyonluk Türk dünyasını kucaklayan, anne şefkatiyle evlatlarını bağrına basan; kimi yerde Kerkük, Bişkek, Bakü, Doğu Türkistan; kimi yerde Kıbrıs, Kırım, Kazak, Kırgız... velhasıl kocaman bir vatandır.

Haksızlık karşısında susmayan, davasından taviz vermeyen, korkaklığı, pısırıklığı, nemelazımcılığı lügatinden alıp çıkarandır.
Hürriyet kavgasında kırk yiğidin başında Kürşad; il derleyip vatan tutan İlteriş; bilgelikte Tonyukuk, Akşemsettin; Malazgirt Ovası’nda ak kefen içerisinde Alparslan’dır.


Bir bozkurt silkinişi ile esaret zincirini kırandır.


Ülkücü budur,
Ülkücü budur,
Bunun dışındakiler küllü yalandır.


ÜLKÜMÜZ
ÜLKÜCÜLÜK:
Ülkücülük idealizm demektir. Bizim ülkümüzün hedefi Türk milletini en kısa yoldan, en kısa zamanda başkalarına avuç açmadan çağlar üzerinden sıçrayarak çağdaş medeniyetin en ön safhasına geçirmek, ilimde,teknikte, medeniyette yeryüzünün en kuvvetli varlığı haline getirmek,Türklüğü yüceltmektir. Bütün Türklerin tutsaklıktan kurtulup hür ve bağımsız olması ülkümüzdür.

KIZIL ELMA:
Ülkü yolunda kat edilmesi gereken mesafeyi, alınması gereken hedefi gösterir.
ÜLKÜSÜZ İNSAN ÇAMURDAN FARKI OLMAYAN BİR VARLIKTIR.

TÜRKÇÜLÜK:
Türkçülük , Türk milletinin , ilim, sanat, ziraat, iktisat, kültür ve diğer her alanda, milli gelenek ve milli bünyeye uygun bir şekilde kalkındırılması içte ve dışta her çeşit saldırganlıklara karşı korunarak hür ve müstakil olarak yaşatılmasını hedef tutan bir ülküdür.

TÜRK BİRLİĞİ ÜLKÜSÜ:
Türk birliği ülküsü, yeryüzündeki bütün Türklerin bir millet ve bir devlet halinde,bir bayrak altında toplanma ülküsüdür.

TÜRK BİRLİĞİ GÜDENLERİN ÜLKÜSÜ:
1) Önce her türlü insanlık haklarından mahrum edilmiş bulunan ve işkence ile imhasına çalışılan esir Türklerin neşriyat ve propaganda yolu ile haklarını korumak.
2) Diploması yolları ile bunlara her çeşit yardımı sağlamağa çalışmak.
3) Arada, imkan nispetinde kültür birliği kurmağa çalışmak ve bunu kuvvetlendirmek.
4) Esir bulunan Türk yurtlarının ayrı, ayrı istiklal kazanarak, hür milletler topluluğu içinde layık oldukları yerleri almalarını sağlamağa çalışmak.
5) Esir bulundukları ülkelerden, mülteci ve muhacir olarak gelenleri sıcak bir ilgi ile karşılayıp her çeşit kabil olan yakın hedeflere ulaşmağa çalışmaktan ibaretti.

DEĞİL Mİ Kİ;ALLAH BİR, DİN BİR, VATAN BİR,
SİNELERDE AYNI DUYGU,DİLLERDE TEKBİR...

TUNA:
Bu bir isim değil, su değil kalbimizde çağlayan bir tarihtir.
TÜRKSÜZ TUNA ÖKSÜZ, TUNASIZ TÜRK YASLIDIR
Bir çok cenklerimiz tuna boyunda oldu. Türk akıncıları Tuna’ ya karşı aktılar. Tuna’ ya çağlayanlar gibi Türk kanı katıldı. Tuna onun için gönüllerin en coşkun ve suların en kudretlisidir ve tuna bunun için bizimdir.

BOZKURTLARIN OLMADIĞI YERDE KÖPEKLERLE ÇAKALLAR BOL OLUR!



{ Son Sayfa } { Sonraki Sayfa }